Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

KÜÇÜK ÇOCUKLAR YENİ BİR DİL OLARAK İNGİLİZCE’Yİ NASIL ÖĞRENİR?

Küçük çocuklarda dil edinimi doğal olarak gelişir. Yetişkinlerin ya da gençlerin aksine, bilinçli bir öğrenme olmadan da dil öğrenmeye yatkındırlar. Telaffuzları taklit etme ve kuralları kendi kendilerine çözme yetenekleri vardır. Muhtemelen daha genç bir yaşta gramer temelli kitaplardan İngilizce öğrenmiş olan yetişkinler tarafından söylenmediği sürece, İngilizce konuşmanın zor olduğuna dair herhangi bir düşünce da akıllarına gelmez.

ERKEN BAŞLAMANIN YARARLARI

  • Küçük çocuklar, ana dillerini öğrenmek için bireysel, doğuştan gelen dil öğrenme yollarını hala kullanmaktadırlar ve bu yüzden aynı ipuçlarını İngilizce öğrenmek için de kullanabileceklerini kısa süre içinde fark ederler.
  • Küçük çocukların oyuna benzer faaliyetler ile öğrenecek zamanları vardır. Bir yetişkin ile beraber yapılan bir faaliyette yer alarak dil öğrenirler. İlk önce faaliyeti anlarlar, sonra da yetişkin ile ortak kullandığı dilden anlam çıkartırlar.
  • Küçük çocukların İngilizceyi günlük düzenlerine uydurmak için daha fazla vakitleri vardır. Okul programları genellikle daha hafiftir ve çocukların zihinleri henüz saklanması ve test edilmesi gereken bilgilerle dolmamıştır. Ev ödevleri ya çok azdır ya da hiç yoktur. Belli kurallara uymak gibi bir dertleri yoktur.
  • Küçük yaşlarda ikinci bir dil öğrenme şansını yakalamış çocukların, hayat boyunca, her başka bir dil öğrenme stratejilerini kullandıkları gözlenmiştir. Üçüncü, dördüncü dili hatta birçok dili öğrenmeye çalışmak ikinciyi öğrenmekten daha kolaydır.
  • Daha büyük çocuklar ya da yetişkinler gibi dili bilinçli olarak öğrenmek zorunda kalanlardan ziyade kendi kendine kapan çocukların, büyük olasılıkla daha iyi bir telaffuzları, ayrıca dile ve kültüre karşı fazla yatkınlıları olur. Tek dil konuşan çocuklar ergenlik çağına gelip daha çekingen bir hale geldiklerinde, dili kaparak öğrenme yetenekleri kaybolur ve İngilizceyi gramer kitaplarından bilinçli bir biçimde çalışmaları gerektiğini hissederler. Bu değişimin ne zaman ortaya çıkacağı, çocuğun gelişim düzeyine ve kendi toplumun ondan beklentilerine bağlıdır. 

İNGİLİZCE ÖĞRENMENİN AŞAMALARI
Konuşma dili, okuma ve yazmadan önce kendiliğinden öğrenilir.

SESSİZ DÖNEM
Bebekler ana dillerini öğrenirlerken ilk önce ‘sessiz dönem’den geçerler. Konuştukları bu dönemde, izler, dinler ve mimikler ya da jestlerle iletişim kurarlar. Küçük çocuklar İngilizce öğrenirlerken de, henüz herhangi bir İngilizce kelime kullanılmadan iletişimin ya da anlayışın olduğu benzeri bir ‘sessiz dönem’ olabilir.

Ebeveyniler bu süre zarfında çocuklarına kelimeleri tekrarlattırarak onları diyalog kurmaya zorlamalıdırlar. Konuşma tek taraflı olmalıdır, yani yalnızca çocuğa dili öğrenmesi kolaylaştırmak için ebeveynler öğrenmeyi kolaylaştırmak için ebeveyn dili ( özel bir konuşma biçimi)  kullanırsa, çocuklar da ana dillerini öğrenirken kullandıkları stratejilerin birçoğunu kullanabilirler.

KONUŞMAYA BAŞLAMAK
İngilizce çalışma saatlerinin sıklığına bağlı olarak, bir süre sonra her çocuk ( kızlar genellikle oğlan çocuklarından daha çabuk) diyalogların içinde ya da beklenmedik ifadeler olarak basit kelimler (‘cat’, ‘dog’) ya da kısa kalıplar kullanmaya başlarlar (‘What’s that?’ ‘It’s my book,’ ‘ I can’t,’ ‘That’s a car,’ ‘Time to go home’). Çocuk, bazı ifadelerin birden fazla kelime içerdiğini fark etmeden, telaffuzu birebire taklit ederek bunları ezberlemiştir. Bu dönem bir süre devam eder ve çocuk ifadelerini oluşturmaya başlayana kadar dilini daha da geliştirir ve eni öğrendiği ifadeleri diyalog için kendince kısaltma olarak kullanır.

İNGİLİZCE’Yİ GELİŞTİRMEK
Çocuklar zaman içinde ezberlemiş bir kelimeye kendi bildikleri diğer bir kelimeyi ekleyerek oluşturdukları ifadeler kullanmaya başlarlar (‘a dog, ‘a brown dog’, ‘ a brown and black dog’) ya da ezberlenmiş bir ifadeye kendi girdilerini eklerler (‘This is my chair. ‘ Time to play’). Çocuk, İngilizceyle ilgilenme sıklığına ve bu derslerin kalitesine bağlı olarak cümleler oluşturur.

ANLAMA
Anlama her zaman konuşmadan daha iyidir ve küçük çocukların kavrayış yetenekleri hafife alınmamalıdır; çünkü kendi ana dillerini anlamak için de gözlemledikleri ipuçlarını anlamlandırmaya alışmışlardır. Ana dillerinde duydukları her şeyi anlamasalar da meselenin özünü kavrarlar; yani birkaç önemli kelimeyi yakalayıp geri kalanını çözüp anlamlandırabilmek için farklı ipuçlarından yararlanırlar. Teşvik edildiklerinde, ‘özü kavrama’ yeteneklerini İngilizceyi anlamak için de kullanabilirler.

HAYAL KIRIKLIĞI
İngilizce çalışma saatleri başladıktan sonra bazı küçük çocuklar, özellikle de oğlan çocukları, düşüncelerini ana dillerini konuştukları gibi hızlı konuşmak isterler. Çocuklardaki hayal kırıklığının üstesinden gelmede, ‘I can count to12 in English’ gibi sayı sayma oyunu ya da kalıp ifadelerin bulunduğu tekerlemeler çoğunlukla işe yarar.

HATALAR
Çocuklar bir hata yaptıklarında bu onlara söylenmemelidir, çünkü herhangi bir düzeltme hemen heveslerini kaçıracaktır. Hatalar İngilizce’nin gramer kurallarını öğrenmeye çalışma sürecinde ya da telaffuz konusunda olabilir. Eğer ‘ I goed’, diyen çocuk ebeveyninin ‘yes, you went’ diye tekrarladığın duyarsa, bir süre sonra ‘went’ demeye başlar. Ya da eğer ebeveyn çocuğun ‘zee bus’ dediğini duyar ve ‘ the bus’ diye tekrarlarsa, çocuk doğrusunu öğrenir. Eğer çocuklar ana dillerini öğrenirken ebeveynlerinin kendilerinin yaptıkları yanlışların doğrusunu tekrar kullandıklarını duyma fırsatı bulurlarsa, kendi hatalarını zamanla düzelteceklerdir.

CİNSİYET FARKLILIKLARI
Erkek çocukların beyni kız çocuklarınınkine göre daha farklı gelişir ve bu oğlan çocuğunun dili edinişi ve kullanışı üzerinde etkili olur. Karma sınıflar, kızların dil kullanma yeteneği karşısında geride kalma olasılığı olan erkekler için çok yararlı olmayabilirler. Erke çocukların potansiyellerine ulaşmaları için kızlarla farklı tecrübeler edinmeleri ve başarılarının kızlarla karşılaştırılmaması gerekir.

DİL ÖĞRENME ORTAMLARI
Kendilerine doğru tecrübelerin sağlanmadığı ve ebeveynlerinin ‘ebeveyn dili’ teknikleri eşliğinde destek görmeyen çocuklar, İngilizce öğrenmeyi daha güçlü bulabilirler.

  • Küçük çocuklar kendilerini güvende hissetmelidirler ve İngilizce öğrenmeleri için onlara iyi bir neden sunulmalıdır.
  • İngilizce yapılan aktiviteler, zaten biliyor oldukları ilgi çekici bazı günlük faaliyetler ile bağlantı olmalıdır. Örneğin İngilizce resimli bir kitap okumak, İngilizce tekerleme söylemek, ‘İngiliz’ usulü atıştırmak.
  • Aktivitelerde, olup bitenler hakkında yorumda bulunurken bir yetişkin gibi konuşulurken diyaloglar ebeveyn dili kullanılarak oluşturulmalıdır.
  • Çocukların kendi ana dillerinde zaten bildikleri kavramlara odaklanan İngilizce çalışmaları eğlenceli ve ilgi çekicidir. Bu yolla çocuklar, yeni kavram ve yeni dilden oluşan iki ayrı şey değil, zaten bildikleri bir şey hakkında İngilizce konuşmayı öğrenirler.
  • Aktiviteler bazı nesnelerle desteklenmelidir, çünkü bu anlamaya yardımcı olacak ve ilgiyi artıracaktır.

OKUMA
Kendi ana dillerinde okuyabilen çocuklar genellikle İngilizce okumanın nasıl olacağını merak ederler. Kendi kelimeleri nasıl okuyup metinden nasıl anlam çıkaracaklarını bildiklerinden, eğer İngilizce kuma konusunda destek almazlarsa, kendi dilinin aksanıyla okumaya kalkabilirler.

Küçük çocuklar İngilizce okumayı sökmeden önce, alfabenin 26 harfini ve sesleri bilmelidirler. İngilizcede 26 harf ortalama 44 ses olduğundan, bu seslerin hepsini öğretmeden önce çocuğun dil ve okuma konusunda daha fazla tecrübe kazanmasını beklemek daha doğru olacaktır.

Eğer çocuklar İngilizceyi zaten biliyorlarsa, okumayı zaten öğrenmeleri daha kolay olacaktır. Yetişkinlerle paylaştıkları resimli kitapları olan ya da tekerlemeler bilen birçok çocuk İngilizce okumayı kendi kendine öğrenir, çünkü dili ezberlemiş olması muhtemeldir. Ezbere bildikleri şeyleri okumadaki çocukların okumayı öğrenmesinde önemli bir aşamadır, çünkü bu onlara basit kelime hazinesi oluşturdukları zaman kendilerine güvenirler ve yoğun bir çalışmaya hazır olurlar.

AİLE DESTEĞİ
Çocuklar, ilerleme kaydettiklerini hissetmelidirler. Sürekli olarak teşvik edilmeli ve başarıları için övgü almalıdır, çünkü her türlü başarı motivasyon sağlar. Ebeveynler yalnızca temel bir İngilizce biliyor ve çocuklarıyla birlikte öğreniyor olsalar bile, çocukları motive etmek için çok iyi bir konuma sahiptirler.

Ebeveynler paylaşım ile yalnızca çocuklarının İngilizcesini ve İngilizce yapılan aktiviteleri aile hayatına sokmakla kalmaz, aynı zamanda dil öğrenimi ve diğer kültürlere yaklaşım konusunda da çocukların üzerinde etkili olurlar. Günümüzde genel olarak kabul edildiği üzere, yaşam boyu sürecek tutumlar erken çocukluk döneminde, çocuklar 8 ya da 9 yaşından küçükken belirlenmektedir.

(Eğitim danışmanı-Yazar Opal Dunn tarafından kaleme alınan bu yazı British Council tarafından ebeveynlerin desteklemeye yönelik hazırlanan serinin bir parçasıdır-2008)